“Kararların düzenlenmesi konusundaki katkıları nedeniyle Sayın Av. Begüm ÖZEN’e teşekkürlerimizi sunarız.”
YARGI KARARLARI ÖZET METİNLER ve KÜNYELER
(Yargıtay Kararları)
2026 Yılına İlişkin Kararlar
Yargıtay 3. HD 15.06.2026 T. 2026/2725 E. ve 2026/3805 K. sayılı ilam
Özet: 6325 sayılı Kanunun uygulanmasındaki amaç ve usul ekonomisi gözetildiğinde; arabuluculuk başvurusu dava açma hakkının doğmasından önce yapılmış olsa da, söz konusu başvurunun dava açma süresi içinde sonuçlanmış olması halinde zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Yargıtay 4. HD 24.02.2026 T. 2024/11390 E. ve 2026/2047 K. sayılı ilam
Özet: Taraflar arasında 19.06.2023 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağı imzalandığı, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu 18-5 maddesinde yer alan “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz” hükmü gereği davacının yeniden başvuruda bulunamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 9. HD 11.02.2026 T. 2025/9973 E. ve 2026/1138 K. sayılı ilam
Özet: Davacının iş sözleşmesinin feshinden önce feshe bağlı alacakların doğmaması nedeniyle arabuluculuk görüşmesine konu edilemeyeceği, taraflar arasında bu konuda henüz bir uyuşmazlık çıkmadığı hâlde başlatılan arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanak veya anlaşma belgesinin geçerli kabul edilemeyeceği, ayrıca dinlenen davacı tanıklarının arabulucunun davalı Şirket avukatı olduğunu ve arabuluculuk belgelerini okuyabilmek için kendilerine fırsat verilmediğini, belgeleri okumadan imzalamak durumunda kaldıklarını beyan ettikleri, […] arabulucunun tarafsızlık sıfatının zedelendiği, arabuluculuk işleminin taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan, salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirildiği gerekçesiyle anlaşma belgesinin iptaline karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 9. HD 11.02.2026 T. 2025/9970 E. ve 2026/1135 K. sayılı ilam
Özet: Arabulucuya başvurmadan önce taraflar arasında hangi konuda ve nasıl bir uyuşmazlık çıktığının da ortaya konulmadığı, taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği sonucuna ulaşıldığı, ayrıca dinlenen davacı tanıklarının arabulucunun davalı Şirket avukatı olduğunu ve arabuluculuk belgelerini okuyabilmek için kendilerine fırsat verilmediğini, belgeleri okumadan imzalamak durumunda kaldıklarını beyan ettikleri, […] Birliği müzekkere cevabına göre davalı işyeri ile arabulucu arasında vekâlet ilişkisi olduğu ve arabulucunun tarafsızlık sıfatının zedelendiği gerekçesiyle arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiştir.
Yargıtay 9. HD 10.02.2026 T. 2025/9390 E. ve 2026/1065 K. sayılı ilam
Özet: Davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından 04.09.2024 tarihinde sona erdirildiği ve aynı gün arabuluculuk başvurusu yapılarak yine aynı gün anlaşma tutanağı ile son tutanağın düzenlenmiş olduğu, anlaşma tutanağında, tarafların kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacağı, transfer ücreti, prim (bonus) ücreti, kötüniyet tazminatı, fazla çalışma alacağı, hafta tatili çalışma alacağı, dinî millî bayram çalışma alacağı, ulusal bayram ve genel tatil alacağı, yıllık ücretli izin alacağı, asgari geçim indirimi, yemek ve yol ücreti, sendikal tazminat, 06.11.2019, 12.10.2020, 13.02.2023, 15.12.2023 tarihli iş kazaları ve buna bağlı ihtilaflardan … maddi manevi tazminat ve işe iade, boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı ve her nam adı altında olursa olsun tüm hak ve alacakları talebine ilişkin alacaklar için anlaştıklarına ve davalı işverenin talep edilen alacaklar için ödenecek olan net 156.058,70-TL’nin tamamının 05.10.2024 tarihinde Şirket tarafından işçiye ödeneceği konusunda anlaşıldığı, … işveren karşısında zayıf konumda olan işçi açısından anlaşma tutanağının aşırı yararlanma niteliğinde olduğu; ayrıca arabuluculuğa ilişkin tüm işlemlerin fesih tarihi ile aynı gün içerisinde gerçekleşmiş olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı, bu hâliyle davacı yanın arabuluculuk sürecinin başlamasında, arabulucunun seçiminde ve görüşme yeri konusunda herhangi bir iradesinin bulunmadığı, fesihle birlikte arabuluculuk görüşmelerine arabulucunun davetiyle değil davalı işverenin dayatmasıyla katıldığının kabul edilmesi gerektiği, davacı tanığı L.B’nin beyanlarından anlaşılacağı üzere davalı Şirketin işten çıkaracağı işçilerle arabuluculuk görüşmelerinde hep aynı arabulucunun görev yaptığı, davacının işten çıkış tarihi, arabuluculuk sürecinin başladığı ve bittiği tarihlerin aynı gün olması karşısında, davacıya yeterince düşünebilmesi ve karar alabilmesi için imkânın sağlanmadığı, davacının arabuluculuk görüşmelerinin temelini oluşturan müzakere aşamasının somut olayda gerçek anlamda uygulanmadığı, bu durumda arabulucu tarafından arabuluculuk süreci ve sonuçları ile ilgili aydınlatma görevinin yerine getirildiğinin kabul edilemeyeceği, arabuluculukta temel amacın mevcut bir uyuşmazlığın müzakere edilerek çözülmesi olduğu, arabuluculuğun bu amaç dışına çıkılarak özellikle salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek bir yöntem olmadığı, somut olayda, anlaşma tutanağı konusu alacak kalemlerinin işçi ve işveren arasında daha öncesinde müzakere edildiğinin de ispatlanamadığı, davalı işverence fesih işlemi ve buna ilişkin ödemelerin arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiği, bu hâliyle ihtiyari arabuluculuk sürecinin usul ve kanuna uygun yürütülmediği kabul edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince tutanağın geçersiz olduğu yönünde davanın kabulüne ilişkin kararın yerindedir.
Yargıtay 9. HD 05.02.2026 T. 2025/9582 E. ve 2026/862 K. sayılı ilam
Özet: Davacı vekiline, arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylı suretini Mahkemeye sunması gerektiğini açıkça ihtar edilmiş ancak verilen kesin süre içerisinde bu belgenin dosyaya sunulmamıştır. Bu durumda dava şartı eksikliğinin giderilmediğinin açıktır. Mahkemenin UYAP üzerinden belgeye erişim imkânı bulunmasının dava şartının yerine getirildiği anlamına gelmeyecek ve araştırma yükümlülüğünün hâkime yüklenemeyecektir. Aksi yöndeki kabul, hâkimin resen tüm belgeleri toplamasını zorunlu kılar. Bu durumun da usul ekonomisi ve mevcut yargılama düzeni ile bağdaşmayacağı açıktır. Mahkemenin, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden ret kararı vermesinin hukuka uygundur.
Yargıtay 9. HD 02.02.2026 T. 2025/9305 E. ve 2026/708 K. sayılı ilam
Özet: Davacı tanık beyanlarına göre davacı ile beraber birçok işçinin görüşmeye çağrıldığı, görüşme esnasında görüşmenin arabuluculuk toplantısı olduğunun bildirildiği, arabulucunun telefonla toplantıya katıldığı, toplantıya katılan davacı ve diğer işçilere “alacağın bu kadar, ya bunu kabul edersin, ya da mahkemeye gidersin” denildiği, ihtiyari arabuluculuk tutanağındaki imzaların davacının gerçek iradesini yansıtmadığı, usulüne uygun ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapılmadığı, davacının iradesinin fesada uğratılarak ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının imzalatıldığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne ve ihtiyari arabuluculuk son tutanağı ile anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiştir.
Yargıtay 11. HD 02.02.2026 T. 2025/3867 E. ve 2026/641 K. sayılı ilam
Özet: Davanın, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının, dava konusu çekler nedeniyle davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine yönelik ticari dava niteliği taşıdığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu, davanın 17.07.2024 tarihinde açıldığı, davadan önce yapılmış arabuluculuk başvurusu bulunmadığı, dava tarihinden sonra yapılan arabuluculuk başvurusunun, yerleşik yargı kararları da dikkate alınarak tamamlanabilir dava şartı olarak kabul edilmeyeceği gerekçesiyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (6325 sayılı Kanun) 18/A-2 maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 115/2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 11. HD 02.02.2026 T. 2025/3866 E. ve 2026/661 K. sayılı ilam
Özet: Eldeki davanın, menfi tespit talebini içeren ticari bir dava olduğu, 16.01.2024 tarihli tensip tutanağı ile davacı vekiline 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-2 hükmü gereği arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini bir haftalık kesin süre içerisinde sunması, aksi takdirde davanın usulden reddine karar verileceği ihtarını içerir davetiye çıkarıldığı, davacı vekilince 24.01.2024 tarihli dilekçe ekinde dava tarihinden sonra arabuluculuğa başvurulduğuna dair “Arabuluculuk Son Tutanağı” aslının ibraz edildiği, dolayısıyla arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 11. HD 29.01.2026 T. 2025/3718 E. ve 2026/610 K. sayılı ilam
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu, arabuluculuk son tutanağının dava tarihi olan 15.05.2024 tarihinden sonra düzenlendiği ve dava tarihi itibariyle dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle arabuluculuk süreci tamamlanmadan davanın açılmış olmasına, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 9. HD 26.01.2026 T. 2025/3716 E. ve 2026/457 K. sayılı ilam
Özet: Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi taşımacılık hukuki sebebine dayandığından, mahkemenin eldeki mutlak ticari davaya bakmakla görevli olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı oluşan zararın tahsili istemine ilişkin davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesince asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği ve bu kararın 10.09.2024 tarihinde kesinleştiği, dosyanın görevsizlik kararı üzerine 13.09.2024 tarihinde mahkemeye tevzi edildiği ve 2024/629 E. sırasına kaydedildiği, mahkemeye arabuluculuk son tutanağının sunulması yönünde 16.09.2024 tarihinde ara karar oluşturulduğu, ancak davacı tarafça dosyaya sunulan 25.09.2024 tarihli belgeye göre arabuluculuk başvurusu yapılmadığının bildirildiği ve görevsizlik kararından sonra bu eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş̧, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Yargıtay HGK 21.01.2026 T. 2025/255 E. ve 2026/11 K. sayılı ilam
Özet: Görevsiz veya yetkisiz mahkemede dava açıldıktan sonra ve fakat dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesinden önce dava şartı arabuluculuğa ilişkin dava şartı eksikliği tamamlanmış ise görevli veya yetkili mahkemede davaya devam edildiğinde dava şartı tamdır. Görevli veya yetkili mahkemede tekrar arabuluculuğa başvurulması gerekmeden davanın esasına geçilmelidir. Görevli iş mahkemesinin esasına kaydedilmesinden önce arabuluculuk başvurusunda bulunularak başvurunun sonuçlandırıldığı gözetildiğinde davanın usulden reddine karar verilerek arabuluculuk ve dava sürecinin yeniden başlatılmasının usul ekonomisi ilkesine de aykırı olacağı ortadadır.
Yargıtay 9. HD 21.01.2026 T. 2025/9401 E. ve 2026/514 K. sayılı ilam
Özet: Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca işçi, muaccel alacaklarını tek tek belirtmek kaydıyla ihtarname ile işvereni temerrüde düşürebilir. Söz konusu ihtarnamede alacak miktarlarının belirtilmesi gerekmez. Dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak bu bağlamda değerlendirildiğinde, dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında davalı işverenin arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir. Bu sonuç davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da geçerlidir. Buna göre davacının talebi de dikkate alındığında, talep konusu alacaklara arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Yargıtay 9. HD 21.01.2026 T. 2025/9380 E. ve 2026/513 K. sayılı ilam
Özet: Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş, sürecin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine 15.11.2021 tarihli son tutanak dava dilekçesine eklenerek 23.11.2021 tarihinde somut dava açılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan ve davacının ıslahına dayanak oluşturan bilirkişi raporunda, dava konusu alacaklara ilişkin hesaplama 24.12.2021 tarihine kadar yapılmıştır. Arabuluculuk faaliyeti ise tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için gerçekleştirilmiştir. Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra muaccel olan son tutanak tarihi ile hesaplamaya esas alınan tarih arasında kalan talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında; bu dönem yönünden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 9. HD 21.01.2026 T. 2025/9320 E. ve 2026/468 K. sayılı ilam
Özet: Somut uyuşmazlıkta arabulucu tarafından arabuluculuk süreci ve sonuçlarıyla ilgili aydınlatma görevinin gereği gibi yerine getirilmediği, davacının arabuluculuk görüşmelerine davalı işverenin istemi üzerine ve işveren tarafından organize edilen ortamda katıldığı, davacı tarafın arabuluculuk sürecinin başlamasında, arabulucunun seçiminde, görüşme yerinin seçiminde veya arabuluculuk görüşmesine konu kalemlerin belirlenmesinde ve tartışılmasında herhangi bir katılımının görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve davaya konu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiştir.
Yargıtay 9. HD 20.01.2026 T. 2025/9051 E. ve 2026/440 K. sayılı ilam
Özet: Davacı tanıklarının arabuluculuk tutanağının imzalanması süreci ile ilgili bilgi ve görgüsünün bulunmadığı, davacının irade fesadı iddiasını ispatlayamadığı, davacının 19.08.2022 tarihinde iş sözleşmesinin de sona erdiği dikkate alındığında hata, hile, baskının ortadan kalkmasından itibaren bir yıl içinde arabuluculuk tutanağının iptali talebinde bulunmadığı, zor durumda kaldığına ilişkin ispat vasıtası getirmediği, davacının arabuluculuk anlaşma tutanağını imzaladığı sıradaki kıdemi, yaptığı işi dikkate alındığında tecrübesizliği ya da deneyimsizliği iddiasının da ispatlanmadığı, belirtilen nedenlerle İlk Derece Mahkemesince geçerli bir arabuluculuk anlaşma tutanağı bulunması nedeniyle anlaşma konusu alacaklar hakkında dava açılmayacağı gerekçesiyle (arabuluculuk tutanaklarının ve anlaşma belgesinin iptali ile kıdem tazminatı, asgari geçim indirim alacağı, yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesi talepli) davanın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmü uyarınca anlaşılan konularda dava açılamayacağından davanın (hukuki yarar yokluğundan) usulden reddine karar verilmesinde bir aykırılık bulunmamaktadır.
Yargıtay 9. HD 14.01.2026 T. 2025/10098 E. ve 2026/145 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk faaliyeti, tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen 06.04.2021 tarihli son tutanak öncesinde muaccel olan alacaklar için gerçekleştirildiğinden arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra muaccel hâle gelen talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında, bu dönem yönünden dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 3. HD 14.01.2026 T. 2025/2966 E. ve 2026/119 K. sayılı ilam
Özet: Kira sözleşmesinin her iki tarafının da tacir olduğu, davanın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili kira sözleşmesinden kaynaklandığı ve ticari dava niteliğinde olduğu, arabuluculuk yoluna başvurulmasının dava şartı olduğu, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 9. HD 13.01.2026 T. 2025/9628 E. ve 2026/87 K. sayılı ilam
Özet: Davacının arabuluculuk faaliyeti sırasında arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları konusunda bilgilendirildiği, dosyada mevcut arabuluculuk ilk oturum açılış tutanağı, anlaşma tutanağı ve arabuluculuk son tutanağından anlaşılmaktadır. Bu durumun aksi de davacı tarafından ispat edilememiştir. O hâlde, İlk Derece Mahkemesince ihtiyari arabuluculuk tutanağı geçerli kabul edilerek bu tutanağın iptaline yönelik davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 9. H.D. 12.01.2026 T. 2025/8758 E. ve 2026/54 K. sayılı ilam
Özet: Dosyaya sunulan arabuluculuk evraklarına göre, görüşmelere konu edilmeyip dava konusu edilen maddi tazminat, teşvik alacağı, geçici görev tazminatı alacak kalemlerinin bu dosyadan tefrik edilerek Mahkemenin 2024/318 Esas sırasına kaydedildiği, dava dosyası incelendiğinde arabuluculuk görüşmelerine konu edilmeyen maddi tazminat, teşvik alacağı ve geçici görev tazminatı talepleri yönünden arabuluculuk şartının yerine getirilmediği, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca bu alacaklar yönünden arabulucuya başvurmadan dava açıldığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
2025 Yılına İlişkin Kararlar
Yargıtay 3. HD 03.12.2025 T. 2025/2548 E. ve 2025/5852 K. sayılı ilam
Özet: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 16/2 maddesi, arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen sürenin, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmayacağını düzenlemiştir. Anılı madde uyarınca arabuluculuk sürecinde geçen 20.09.2023 ile 05.10.2023 tarihleri arasında TBK m.350’de öngörülen dava süresinin işlemeyeceği ve davanın süresi içinde 16.10.2023 tarihinde açıldığı gözetilerek, işin esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 12. HD 06.11.2025 T. 2025/6239 E. ve 2025/7199 K. sayılı ilam
Özet: İlam niteliğinde belge olan arabuluculuk anlaşma belgeleri her koşulda ilamlı takibe konu edilemeyebilir. Bir başka ifadeyle, ilamlı takibe konu edilmesi halinde yapılacak şikâyet üzerine takibin iptaline karar verilemeyeceği sonucuna varılamaz. Zira her mahkeme ilamı da ilamlı takibe konu edilememektedir. Sözleşme yapma vaadi (ön sözleşme) borcunun cebri icrası ancak ve ancak bir mahkeme kararı ile mümkündür. Bu nedenle, bu yönde hüküm içeren arabuluculuk anlaşma belgesine dayalı icra takibi başlatılarak borçlu kira sözleşmesi yapmaya zorlanamaz.
Yargıtay HGK 05.11.2025 T. 2025/11 40 E. ve 2025/698 K. sayılı ilam
Özet: Aynı yargı çeşidi içinde, ortak yetkili mahkemede davaların yığılması şeklinde birden çok asli talep içeren dava açılabilmesinin ön koşulu taleplerin aynı davalıya karşı ileri sürülmüş olmasıdır. Bir başka anlatımla, aynı davalıya karşı yöneltilmemiş olan birden çok asli talebin birlikte talep edilmesi halinde davaların yığılması şartlarının oluşmadığını gözeten hakim, davaların tefrikine karar verecek ve her bir dava için dava şartlarının varlığını özel olarak inceleyecektir.
Aksinin kabulü halinde, bir kısım yargı uygulamalarından doğan farklılıklardan yararlanmak maksadıyla, Kanunda açıkça düzenlenen şartları haiz olmamasına rağmen davaların yığılması şeklinde dava şartı arabuluculuğa tabi olan ve olmayan asli taleplerin birlikte dava konusu edilmeleriyle dava şartı arabuluculuğun bertaraf edilmesine çalışılması söz konusu olur ki bu durum dahi TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecektir.
Bu itibarla, dava dışı şirkete karşı genel kurul kararları aleyhine batıl olduklarının tespiti, bu kabul edilmezse iptali talebi ile davalı şirket yöneticilerine yönelik yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat isteminin aynı davada talep edildiği, taleplerin aynı şahıslara yönelik olmadığı ve yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin eldeki davada dava şartı arabuluculuğa başvuru gerçekleştirilmeden dava açıldığı sabit olup bu haliyle davanın açılışında davaların yığılmasından bahsedilemeyeceğinden, her bir davanın ayrı ayrı görülmesi ve her bir dava yönünden dava şartlarının ayrı ayrı gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında; eldeki davanın tefrikiyle dava şartı arabuluculuğa başvurulmamış olması gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi yönündeki direnme kararı yerindedir.
Yargıtay 9. HD 09.09.2025 T. 2025/5177 E. ve 2025/6092 K. sayılı ilam
Özet: 6325 sayılı Kanun’un 9/2 hükmüne göre arabulucu olarak görevlendirilen kimsenin, tarafsızlığından şüphe duyulmasını gerektirecek önemli hâl ve şartların varlığı hâlinde bu hususta tarafları bilgilendirmekle yükümlü olduğu, bu açıklamaya rağmen tarafların arabulucudan birlikte talep ederlerse arabulucunun görevi üstlenebileceği belirtilmişse de, bu düzenleme taraflardan birisi ile vekilliği devam eden arabulucular için geçerli değildir. Zira vekilliği devam eden arabulucunun, müvekkilinin menfaatlerini korumaya yönelik bir tutum içinde kalarak müzakerenin işveren tarafı lehine ciddi bir üstünlük sağlaması kaçınılmazdır. Bu hâlde arabulucunun tarafsızlığından şüphe duyulması bir yana, kesin olarak tarafsız olmadığından söz edilmelidir. Başka bir anlatımla; vekilliği devam eden arabulucunun tarafsız olamayacağı şüpheli değil, kesindir. Tarafların muvafakati dahi, varılan bu sonucu değiştirmez.
Tanık beyanlarından davalı şirketin işten çıkaracağı işçilerle arabuluculuk görüşmelerinde hep aynı arabulucunun görev yaptığının anlaşıldığı, bu hususta istinaf incelemesi bekleyen Ankara 54. İş Mahkemesinin 2021/1517 Esas, 2023/876 Karar sayılı kararının örnek olduğu, arabuluculuk sürecinin başlamasında, arabulucu seçiminde ve görüşme yeri konusunda davacının herhangi bir iradesinin bulunmadığı, fesihle birlikte arabuluculuk görüşmelerine arabulucunun davetiyle değil davalı işverenin dayatmasıyla katıldığının anlaşıldığı, tarafsız ve işverenin etkisi olmayan bir yerde görüşme yapılmadığı, arabulucu tarafından arabuluculuk süreci ve sonuçlarına ilişkin aydınlatma görevinin yerine getirilmediğinin anlaşıldığı, arabulucu tarafından uyuşmazlık çözüm yolunun temel ilkeleri olan iradilik, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine uyulmadığı, arabulucunun davalının anlaşmalı arabulucusu izlenimi verildiği, arabulucu tarafından aydınlatma yükümlülüğünün ve güç dengesinin gözetilmediğinin anlaşıldığı, ihtiyari arabuluculuk anlaşma son tutanağında anlaşma sonuçlarına yer verilmediği, arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığının belgelendirilmediği, arabuluculuk anlaşma bedeli olarak ihtiyari arabuluculuk belgesinin ödeme aracı olarak kullanıldığı, sonuç olarak kanuna uygun şekilde bir ihtiyari arabuluculuk görüşmesi gerçekleştiğinin kabulünün mümkün olmadığı, 22.09.2020 – 23.09.2020 tarihleri arasında sonuçlandırıldığı gösterilen arabuluculuk işleminden sonra 24.09.2020 tarihinde yapılan bildirim ile 21.09.2020 tarihi ve (25) kodu ile çıkışın gösterildiği, arabulucuya başvurmadan önce taraflar arasında hangi konuda ve nasıl bir uyuşmazlık çıktığının ortaya konulmadığı, arabuluculuk yönteminin fesih işlemlerinin ve buna bağlı ödemelerin yapılması amacıyla bir araç olarak kullanılamayacağı, somut olayda taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği, neticeten arabulucu seçiminden arabuluculuk görüşmesinin sonunda düzenlenen anlaşma tutanağına kadar geçen sürecin usulüne uygun yürütülmediği anlaşılmıştır.
Yargıtay 9. HD 03.07.2025 T. 2025/4126 E. ve 2025/5830 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ve feshin sonuçlarına ilişkin muhasebe işlemlerinin yapılması için bir araç olarak kullanılamaz. Başka bir anlatımla; arabuluculuk sistemi, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi veya iş sözleşmesinden doğan alacaklara ilişkin ödeme belgelerinin düzenlenmesi amacıyla kullanılacak bir yöntem değildir. Ortada somut bir uyuşmazlık bulunmadığı hâlde ihtiyari arabuluculuk yoluyla düzenlenen son tutanağın veya anlaşma belgesinin, 6325 sayılı Kanun’un 18/5 hükmünde öngörülen bir belge anlamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Yargıtay 9. HD 16.06.2025 T. 2025/1242 E. ve 2025/5080 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih, son tutanaktaki tüm imzaların tamamlandığı tarih olup dava açma süresi bu tarih itibariyle başlar.
Yargıtay 3. HD 11.06.2025 T. 2024/2251 E. ve 2025/3236 K. sayılı ilam
Özet: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73/A-1 maddesinde arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı tüketici uyuşmazlıklarının tahdidi olarak sayılmış olup menfi tespit davasının bu sayılan uyuşmazlıklardan değildir. Dolayısıyla arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilmiş olması hatalı olmuştur.
Yargıtay 6. HD 26.05.2025 T. 2025/1621 E. ve 2025/2188 K. sayılı ilam
Özet: Somut olayda dava açılmadan 17 dakika önce arabuluculuğa başvurulduğu ve son tutanağın da davanın açıldığı tarihten sonra 06/01/2025 tarihinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu durumun yasanın öngördüğü arabuluculuk kurumunun getiriliş amacına uygun düşmediği, söz konusu dava şartının dava açılmadan önce tamamlanarak, arabuluculuk sonucunda anlaşılamadığına dair son tutanağın dava dilekçesine eklenmediği, (muhtıra tebliğinden sonra mahkemesine sunulduğunu) dikkate alındığında, mahkemenin (davanın usulden reddi yönünde vermiş olduğu) kararının yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle verildiği kanaatine varılmıştır.
Yargıtay 3. HD 26.05.2025 T. 2025/1495 E. ve 2025/3048 K. sayılı ilam
Özet: Dava açma süresi başlamadan önce yapılacak arabuluculuk başvurusu ile dava şartı yerine getirilmiş olmayacaktır.
Yargıtay HGK 21.05.2025 T. 2024/499 E. ve 2025/329 K. sayılı ilam
Özet: Anlaşma belgesine göre tarafların anlaşmalarının temelinde, kararlaştırılan miktarın \”tam ve eksiksiz ödenmesi\” şartı yer almaktadır. Somut olayda ise bu şart davalı … Ltd. Şti. tarafından yerine getirilmemiş ve davacı anlaşma belgesinde toplam miktarı belirtilmeyen alacaklarının tamamını dava konusu yapmayı tercih etmiştir. Esasen burada tarafların arasındaki uyuşmazlığın arabuluculuk faaliyeti sonucunda imzalanan anlaşma belgesi ile kalıcı şekilde çözülerek sona erdiğini söylemek mümkün görünmemektedir. Zira uyuşmazlığın sona ermesi \”tam ve eksiksiz ödeme\” şartına bağlandığından anlaşma belgesine göre bu şartın gerçekleşmemesine bağlı olarak eldeki dava açılmıştır. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince arabuluculuk anlaşma belgesi ile taraflarca anlaşmaya varıldığı kabul edilerek 6325 sayılı Kanun’un 18/5. maddesine göre dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 11. HD 20.05.2025 T. 2024/5785 E. ve 2025/3497 K. sayılı ilam
Özet: Davanın arabuluculuk kurumuna başvuru yapılmadan açıldığının anlaşıldığı, arabulucuya başvurulmasının mahiyeti gereği sonradan tamamlanamayan özel dava şartı olduğu, bu nedenle dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulmuş olmasının esasa etkili olmadığı gerekçesiyle mahkemece verilen davanın usulden reddine yönelik karar doğrudur.
Yargıtay 11. HD 28.04.2025 T. 2024/4659 E. ve 2025/2892 K. sayılı ilam
Özet: “Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme emredici niteliktedir. Mahkeme tarafından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 94/1. maddesinde belirtildiği üzere kanunun belirlediği sürelerin kesin olması ve 6325 sayılı Kanun’da da sürenin kesin olduğunun açıkça belirtilmesi karşısında, davacının arabuluculuk süreci tamamlanmadan eldeki davayı açtığı anlaşıldığından davacı tarafa yeniden süre verilmesi mümkün değildir.
Yargıtay 9. HD 24.04.2025 T. 2025/2403 E. ve 2025/3786 K. sayılı ilam
Özet: İşten ayrılış bildirgesinin SGK ’ya sunulduğu tarihten önce yapılan ihtiyari arabuluculuk görüşmesi sonucunda anlaşmaya varılmış olması, geçerli bir anlaşma sonucu doğurmaz.
Yargıtay 3. HD 15.04.2025 T. 2025/225 E. ve 2025/2164 K. sayılı ilam
Özet: Tarafların tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartının tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olması gerekmekte olup öncelikle arabulucuya gidileceğine dair yaptıkları anlaşma nedeniyle sözleşmeye uygulanacak hükümler bakımından kendi içerisinde kesin ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek derecede tahkim şartının düzenlenmediği bu nedenle de tahkim şartının geçersiz olduğu kabul edilmelidir.
Yargıtay 11. HD 14.04.2025 T. 2024/4289 E. ve 2025/2408 K. sayılı ilam
Özet: Mahkemece davacıya verilen ihtaratlı sürede arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı, dava açılmadan önce bu konudaki dava şartı yerine getirilmeden davanın açıldığı, bu durumda HUAK’ın 18/A-2 hükmü uyarınca davalıya tebligat yapılmasına da gerek olmadığı, dava ilgili kanun hükümlerine uygun olarak usulden reddedildiğinden, davalının adil yargılanma hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmediği, davalının karara karşı istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararının da bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, davalı asıl tarafından temyiz edilen hüküm Yargıtay tarafından da onanmıştır.
Yargıtay 11. HD 17.03.2025 T. 2024/3454 E. ve 2025/1836 K. sayılı ilam
Özet: Davanın açıldığı mahkemece verilen görevsizlik kararı kesinleşmeden davacı tarafça arabulucuya başvurularak son tutanağın bir örneğinin görevli ve yetkili mahkemeye sunulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece dosyaya sunulu bu tutanağın, ilk dava açılmasından önce sunulmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 3. HD 03.03.2025 T. 2024/2482 E. ve 2025/1292 K. sayılı ilam
Özet: Davacı vekil, azlin haksız olması nedeniyle hem dava dosyası hem de icra takip dosyasındaki akdi ve karşı yan vekalet ücretlerinin muaccel hale geldiğini beyanla, … vekalet ücreti alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacının azlin haksız olduğunun tespiti talebinin yargı organlarının niteliklerine ve sıfatlarına sahip olmayan tüketici hakem heyetince çözüme kavuşturulması mümkün değildir. Uyuşmazlığın görülmesi ve istinaf başvurusunun davanın esası hakkında inceleme yapılarak neticelendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 9. HD 24.02.2025 T. 2024/14530 E. ve 2025/1987 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra muaccel hâle gelen dönem için dava açılmadan önce yeniden arabuluculuk süreci işletilmelidir. Aksi takdirde dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usûlden reddine karar verilmelidir.
Yargıtay 9. HD 06.01.2025 T. 2024/14260 E. ve 2025/16 K. sayılı ilam
Özet: Anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri süren taraf, bu belgenin iptalini ayrı bir dava ile talep edebileceği gibi anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti talebini, alacak veya işe iade talebi ile aynı davada da ileri sürebilir. Aynı davada ileri sürülmesi halinde anlaşma belgesinin geçersizliği iddiası, açılan davada ön sorun olarak incelenir. Davacıya anlaşma belgesinin iptaline yönelik ayrı bir dava açılması için süre verilmesine gerek bulunmamaktadır. Anlaşma belgesinin geçersizliğinin ön sorun olarak ele alındığı böyle bir davada kesinlik hususu belirlenirken ön sorun değil, asıl talep konusunun kendisi dikkate alınmalıdır. Ayrı ayrı açılan anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti davası ile alacak veya işe iade davasının birleştirilmesi yerinde olmaz. Ancak söz konusu davalar birbirinin sonucunu etkileyebilecek nitelikte olduğundan anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine ilişkin davanın sonucu bekletici mesele yapılarak karar verilmelidir.
2024 Yılına İlişkin Kararlar
Yargıtay 11. HD 25.12.2024 T. 2024/1595 E. ve 2024/9423 K. sayılı ilam
Özet: Menfi tespit ve istirdat talebine ilişkin davalarda arabuluculuk, dava şartı olup dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmamış ise davanın usulden reddi gerekir.
Yargıtay 3. HD 02.12.2024 T. 2024/971 E. ve 2024/4021 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk anlaşma tutanağına icra edilebilirlik şerhinin verilmesine ilişkin başvuruda talep eden lehine vekalet ücreti hükmedilemez ve yargılama giderleri başvurucu üzerinde bırakılır.
Yargıtay 9. HD 21.10.2024 T. 2024/9319 E. ve 2024/14020 K. sayılı ilam
Özet: İş sözleşmesi devam ederken gerçekleştirilen arabuluculuk sürecinin tarafların eşitliği, gönüllülük ve arabulucunun tarafsızlığı ilkelerine aykırı yürütülmesi, arabulucunun aynı zamanda davalı şirketin vekili olması ve arabuluculuk tutanaklarının bir örneğinin işçilere sonradan verilmesi durumunda arabuluculuk tutanağının iptalini gerektirir.
Yargıtay 9. HD 15.10.2024 T. 2024/8008 E. ve 2024/13583 K. sayılı ilam
Özet: Davanın yanlış kişiye açıldığı ve sonradan tarafın değiştirildiği durumlarda, taraf değişikliğinden önce doğru tarafa yönelik arabuluculuk süreci işletilmiş ise davanın açıldığı tarihten sonra arabuluculuk yapıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmemeli, dava şartının tamamlandığı kabul edilmelidir.
Yargıtay 9. HD 10.10.2024 T. 2024/10147 E. ve 2024/13332 K. sayılı ilam
Özet: Sözleşme sona ermediği halde feshe bağlı alacaklar konusunda yapılan arabuluculuk anlaşması geçerli değildir. Bu kapsamda yapılan ödeme avans niteliğindedir.
Yargıtay 11. HD 16.09.2024 T. 2024/3074 E. ve 2024/6421 K. sayılı ilam
Özet: 2004 sayılı Kanun’un 67 nci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasında, icra takip dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın davacı / alacaklıya tebliğ edilmediği bir durumda, zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ise dava açmak için Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden itibaren başlamayacağına, itirazın davacı / alacaklıya tebliğ edildiği tarihte başlayacağına, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, karar verilmiştir.
Yargıtay 10. HD 12.09.2024 T. 2023/2864 E. ve 2024/8516 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk tutanaklarının maddi ve hukuki olgular kapsamında geçerliliği değerlendirilmeden soyut gerekçelerle iptaline karar verilmesi hatalı olup uyuşmazlık kapsamında varılan anlaşma üzerinde gerekli araştırma ve incelemeler yapılmadan ve gabin (aşırı yararlanma) gerçekleşip gerçekleşmediği üzerine durulmadan anlaşma belgesinin iptali doğru değildir.
Yargıtay 4. HD 09.09.2024 T. 2022/2615 E. ve 2024/7426 K. sayılı ilam
Özet: TTK’nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 9. HD 11.07.2024 T. 2024/9167 E. ve 2024/10750 K. sayılı ilam
Özet: Dairemiz uygulamasına göre ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli olup olmadığı hususu, işe iade davasında ön sorun olarak incelenir. Mahkemece işe iade davası ile ilgili hükümden ayrı olarak anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine (anlaşma belgesinin iptaline) ilişkin bir hüküm kurulması sonucu değiştirmez. Kesinlik, ön soruna göre belirlenemeyeceğinden işe iade davası mahiyeti itibarıyla kesin kabul edilir. Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçersizliğini de ileri sürerek feshin geçersizliğini ve işe iadesini talep etmiş; Mahkemece ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçersiz olduğu sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre işe iade talepli somut davada, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi 25.10.2017 tarihinden sonra olduğundan, karara yönelik temyiz isteminin 7036 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 9. HD 04.07.2024 T. 2024/8763 E. ve 2024/10645 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali istemli dava esasa yönelik açılan davadan ayrı bir dava olarak açılmalı ve bekletici mesele yapılmalıdır.
Yargıtay 6. HD 01.07.2024 T. 2022/5267 E. ve 2024/2376 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk dava şartı, diğer dava şartlarından ayrık olarak sonradan eksikliğin giderilemeyeceği bir dava şartıdır.
Yargıtay 12. HD 11.06.2024 T. 2023/9434 E. ve 2024/6109 K. sayılı ilam
Özet: Avukatlık Kanunu madde 35/A hükmü uyarınca düzenlenen tutanağın ilam niteliğinde kabul edilebilmesi için koşulsuz olması gerekmektedir.
Yargıtay 6. HD 16.05.2024 T. 2023/4026 E. ve 2024/1590 K. sayılı ilam
Özet: Uyuşmazlık konusu dava şartı arabuluculuk kapsamında olmasa bile arabuluculuğa başvuru yapılmışsa arabuluculuk sürecinde hak düşürücü süre işlemez.
Yargıtay 9. HD 13.05.2024 T. 2024/4395 E. ve 2024/8194 K. sayılı ilam
Özet: Dosya hakkında verilen görevsizlik kararından sonra, görevli mahkemenin esasına kaydedilmeden önce arabuluculuğa başvurulmamış olması nedeniyle davanın usulden reddi gerekmektedir.
Yargıtay 4. HD 08.05.2024 T. 2023/12689 E. ve 2024/4378 K. sayılı ilam
Özet: Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortası 2918 sayılı Kanun ile düzenlendiğinden karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortacısına karşı açılacak davalar zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi değildir. Somut olayda; her ne kadar mahkemece sigorta şirketine başvuru dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı bu durumun davanın usulden reddini intaç ettiği gerekçesiyle, 2918 sayılı yasanın 97/1 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de, davadan önce tarafların zorunlu olmamasına rağmen ihtiyari olarak arabuluculuk yoluna başvurdukları, bu şekilde davalı sigorta şirketinin rizikonun gerçekleştiği ve kapsamı konusunda bilgi sahibi olduğu dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un 97 nci maddesi ile amaçlanan durumun gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince dava şartı noksanlığının giderilmiş olduğu gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 9. HD 18.04.2024 T. 2024/5116 E. ve 2024/7089 K. sayılı ilam
Özet: İşçinin işe başlatılmaması nedeniyle feshin geçerli hale gelmesi sonucu istenecek işçilik alacak ve tazminatları için açılacak davadan önce yeni bir arabuluculuk başvurusu yapılması gerekir. İşe iade davası öncesinde yapılan arabuluculuk başvurusu yeterli değildir.
Yargıtay 9. HD 23.01.2024 T. 2023/17751 E. ve 2024/933 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk dava şartı mahkemece re’sen inceleneceğinden, davalı tarafça arabuluculuk son tutanağının usule aykırı düzenlendiği ve bu sebeple dava şartının gerçekleşmemiş olacağı iddiasıyla ayrıca dava şartı arabuluculuk son (anlaşmama) tutanağının iptalini istemekte hukuki yarar bulunmamaktadır.
Yargıtay 9. HD 09.01.2024 T. 2023/14948 E. ve 2024/70 K. sayılı ilam
Özet: Davacı tarafça asliye hukuk mahkemesine dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı; ancak dosyanın görevli olan … mahkemesinin esasına kaydedilmesinden önce arabulucuya başvurulup sürecin sonuçlandırıldığı tartışmasızdır. Böylece 7036 … Kanun’un 3 üncü maddesi ve 6325 … Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun uygulanmasındaki amaç ve usul ekonomisi gözetildiğinde; dava şartının yerine getirildiği kabul edilip işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
2023 Yılına İlişkin Kararlar
Yargıtay H.G.K. 13.12.2023 T. 2023/995 E. ve 2023/1251 K. sayılı ilam
Özet: Bir davanın esası hakkında karar verilebilmesi için hukuken korunmaya değer bir menfaatin bulunması gerektiği gibi zorunlu arabuluculuğa başvuru esnasında da arabuluculuğa konu anlaşmazlık yönünden tarafların hukuken korunmaya değer bir menfaatleri bulunmalıdır. Muaccel olmayan, ifa zamanı gelmemiş bir alacak hakkında henüz uyuşmazlık oluştuğunu ve mahkeme veya arabulucu önünde korunmaya değer menfaatin bulunduğunu söylemek mümkün değildir. Arabulucuya başvuru için alacak muaccel olmalıdır.
Yargıtay 9. HD 20.11.2023 T. 2023/17941 E. ve 2023/17336 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk dava şartının gerçekleşmesi halinde, bu alacağa bağlı işlemiş faiz bakımından da dava şartı gerçekleşmiş sayılır. Belirtilen hususlar ışığında mahkemece davanın, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi hatalıdır.
Yargıtay 6. HD 11.10.2023 T. 2022/2573 E. ve 2023/3234 K. sayılı ilam
Özet: Davalının vefat ettiği tarih ile dava tarihi arasında kısa bir süre geçmiş olduğu, arabuluculuk görüşmeleri aşamasında davalının hayatta olduğu göz önünde bulundurulduğunda, arabuluculuk görüşmelerinden sonra taraflardan birinin vefatı durumunda husumet eksiliğinden davanın reddine karar verilemez.
Yargıtay 9. HD 04.10.2023 T. 2023/8182 E. ve 2023/13627 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk gideri yargılama gideri olup yargılama giderinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınması gerekir. Davalının harçtan muaf olduğu gerekçesiyle arabuluculuk gideri davacı üzerinde bırakılamaz.
Yargıtay 9. HD 27.09.2023 T. 2023/6657 E. ve 2023/13002 K. sayılı ilam
Özet: İşveren, usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk toplantısına katılmasa da arabuluculuk son tutanak tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekir.
Yargıtay 3. HD 21.09.2023 T. 2023/616 E. ve 2023/2371 K. sayılı ilam
Özet: Dosya hakkında verilen görevsizlik kararından sonra, görevli mahkemede esasa girilmeden önce arabuluculuk işlemi tamamlandığından dava şartı yerine getirilmiş olup işin esasına girilmelidir.
Yargıtay 9. HD 20.09.2023 T. 2023/9459 E. ve 2023/12441 K. sayılı ilam
Özet: Arabulucunun, davacı işçi ile arabuluculuk sürecinde telefonla görüşmüş olması ve telefon görüşmeleri neticesinde mutabakata varılması arabuluculuk tutanağının sıhhatini etkileyecek bir olgu olarak kabul edilemez.
Yargıtay 11. HD 04.09.2023 T. 2023/4118 E. ve 2023/4599 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk görüşmelerinde tarafların Türkçe bilmemesi tek başına iptal sebebi oluşturmamaktadır. Arabuluculuk anlaşma belgesinin avukatsız ve tercümansız olarak Türkçe bilmeyen tarafa imzalatılması tek başına eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını göstermeyeceği gibi anlaşma belgesinin de iptalini gerektirmez.
Yargıtay 9. HD 10.07.2023 T. 2023/9922 E. ve 2023/11162 K. sayılı ilam
Özet: Yönetmelik yürürlük tarihinden sonraki dönemde yapılan başvurularda işçilik alacaklarının tamamının arabuluculuğa konu edildiği söylenemez. Arabuluculuk son tutanağında faaliyete konu alacak kalemleri …… sayılmıştır. Son tutanakta yer almayan ancak dava konusu edilen ücret farkı alacağının arabuluculuk görüşmelerine konu edildiği ve bu alacak hakkında da anlaşmaya varılmadığının kabulü olanaklı değildir. Belirtilen sebeple dava konusu ücret farkı alacağı yönünden, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 9. HD 04.07.2023 T. 2023/8061 E. ve 2023/10321 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk son tutanağının, beyan ve belgelerinin kullanılamayacağı veya gizlilik gerekçesi ile temerrüt oluşturmayacağını kabul etmek sistemin işleyişi ile bağdaşmaz. Dava dilekçesinin talep sonucu kısmında bildirilen alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk faaliyeti sırasında karşı taraftan talep edilmesi halinde, davalı tarafın arabuluculuk başvurusuna konu edilen alacaklar yönünden son tutanak tarihi itibari ile temerrüde düştüğü ve talep edilen (kıdem tazminatı dışındaki) alacaklara bu tarihten itibaren faiz uygulanabileceği kabul edilmelidir. Bu sonuç, davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da geçerlidir.
Yargıtay 9. HD 22.06.2023 T. 2023/10476 E. ve 2023/9999 K. sayılı ilam
Özet: Adi ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine açılan davanın konusu para ise davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması zorunlu değildir. Keza (Adi) ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığından değil ihtiyari bir dava arkadaşlığından söz edilebilir. Dava işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin olup konusu para olan davada adi ortaklar arasında zorunlu bir dava arkadaşlığı söz konusu değildir. Davanın açıldığı tarih itibarıyla arabuluculuk dava şartı olup anılan şirket bakımından arabuluculuk dava şartı da gerçekleşmemiştir. Mahkemece bu Şirketin davaya dahil edilmesi hatalı olduğu gibi arabuluculuk dava şartı mevcut olmadığı halde davanın esasına yönelik hüküm kurulması da isabetsizdir.
Yargıtay 6. HD 21.06.2023 T. 2022/3372 E. ve 2023/2456 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.
Yargıtay 9. HD 12.06.2023 T. 2023/1521 E. ve 2023/8936 K. sayılı ilam
Özet: Arabulucunun öncesinde şirketin vekilliği görevini üstlenmiş olmasından dolayı, davaya konu sürecin, tarafların eşitliği, arabulucunun tarafsızlığı ve gönüllülük ilkelerine aykırı şekilde yürütüldüğü sonucuna varılabilir.
Yargıtay 6. HD 08.06.2023 T. 2022/1988 E. ve 2023/2263 K. sayılı ilam
Özet: Davanın açıldığı tarihte belediye taraf olup belediye tacir de olmadığından, sonradan tarafın değişip davanın tacir olması davayı arabuluculuk dava şartına tabi hale getirmez.
Yargıtay 9. HD 07.06.2023 T. 2023/2091 E. ve 2023/8727 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk tutanağının imzalandığı tarih itibarıyla davalı işyerinde üç yıl hizmeti bulunan davacının tutanakta yirmi kalem hâlinde belirtilen işçilik alacağına karşılık 500,00 TL’nin ödenmesi hususunda anlaşmaya varması hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğundan ispat yükünün yer değiştirmiştir. Bu durumda davalı (işveren) tarafın arabuluculuk görüşmesinin usulüne uygun şekilde yapıldığını ispat etmesi gerekir.
Yargıtay 11. HD 29.05.2023 T. 2023/143 E. ve 2023/3288 K. sayılı ilam
Özet: Somut olayda 6100 sayılı Kanun’un 110 uncu maddesiyle düzenleme altına alınan davaların yığılması durumu söz konusu olup dava, davalıya ödenen paranın tahsili ve ortak olmadığının tespiti olmak üzere iki ayrı talep içermektedir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tahsil davası arabuluculuğa tabi ise de geçerli ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tabi değildir. Bu durumda arabuluculuğa tabi olmayan bir dava ile birlikte açılan tahsil davası da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağından aksi yöndeki mahkeme gerekçesi isabetli görülmemiştir.
Yargıtay 11. HD 15.05.2023 T. 2023/141 E. ve 2023/2953 K. sayılı ilam
Özet: 6100 sayılı Kanun’un 110 uncu maddesiyle düzenleme altına alınan davaların yığılması durumu söz konusu olduğunda, davaya konu taleplerden bir kısmının dava şartı kapsamında olup bir kısmının dava şartı kapsamında olmaması halinde dava açmadan önce arabuluculuğa başvuru şartı aranmaz. Bu durumda arabuluculuğa tabi olmayan bir dava ile birlikte açılan tahsil davası da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağından ilk derece mahkemesi tarafından verilen usulden red kararı hatalıdır.
Yargıtay 4. HD 10.05.2023 T. 2023/126 E. ve 2023/6211 K. sayılı ilam
Özet: Tasarrufun iptali davaları, ticari davalardan olmayıp dava şartı kapsamında arabuluculuğa başvurulması gerekmez. Bu uyuşmazlıklar yönünden ihtiyari arabuluculuğa başvurulabilir ise de yapılan arabuluculuk görüşmeleri İİK md. 284 hükmünde belirlenen beş yıllık hak düşürücü süreyi kesmez.
Yargıtay 3. HD 02.05.2023 T. 2022/8500 E. ve 2023/1197 K. sayılı ilam
Özet: Her ne kadar davacı tarafça menfi tespit davalarının 6502 Sayılı Kanun’un 73/A maddesi gereği zorunlu arabuluculuğa başvurulması gereken uyuşmazlıklardan olmadığı ileri sürülmüşse de, Kanun’un 73/A maddesinin birinci fıkrasında arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı tüketici uyuşmazlıklarının tahdidi olarak sayıldığı, menfi tespit davasının bu sayılan uyuşmazlıklardan olmadığı, davacı tarafça belirtilen Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 13.02.2020 tarihli ve 2020/85 E. 2020/454 K. Sayılı kararının ticari nitelikteki menfi tespit davalarına ilişkin olduğu, yukarıda yer verilen hukuk kuralları gereği arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması durumunda davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Yargıtay 12. HD 13.04.2023 T. 2022/9640 E. ve 2023/2630 K. sayılı ilam
Özet: İtiraz üzerine duran takip için arabuluculuğa başvurulmuş ve taraflar anlaşmaya varmışlardır. Anlaşma belgesinde taksitlerden herhangi birinin aksatılması halinde başvurucunun icra dosyası kapak hesabı üzerinden takibe devam edebileceği hususu karar altına alınmıştır. Bu durumda alacaklı tarafın anlaşma belgesini ilam niteliğinde belge haline getirerek aynı dosya üzerinde takibe devam etmesinde herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır.
Yargıtay 12. HD 30.03.2023 T. 2022/8495 E. ve 2023/2210 K. sayılı ilam
Özet: İcra edilebilirlik şerhi içeren belgeler, ilam niteliğinde belge olsa da her koşulda ilamlı takibe konu edilemeyebilir. Bir başka deyişle ilam niteliğinde belge olan arabuluculuk anlaşma belgesinin ilamlı takibe konu edilmesi halinde yapılacak şikayet üzerine takibin iptaline karar verilemeyeceği sonucuna varılamaz. Zira her mahkeme ilamı da ilamlı takibe konu edilememektedir.
Yargıtay 9. HD 27.03.2023 T. 2023/3808 E. ve 2023/4378 K. sayılı ilam
Özet: Asıl dava açılmadan önce yapılan arabuluculuk görüşmelerinde, karşı davaya konu ihbar tazminatı talebinin de başvurucuya iletilmiş olması ve arabuluculuk son tutanağına yazılmış olması durumunda, karşı dava ile talep edilen ihbar tazminatı yönünden arabuluculuk dava şartı yerine getirilmiş sayılır.
Yargıtay 11. HD 15.03.2023 T. 2021/5334 E. ve 2023/1568 K. sayılı ilam
Özet: Davacının asli talebinin para alacağı olmadığı durumlarda, bu talebin arabuluculuk dava şartı olmadan incelenebileceği gözetilmeksizin davanın usulden reddine karar verilmesi doğru değildir. 6100 sayılı Kanun’un 111 inci maddesinin ikinci fıkrasında Mahkemenin, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemeyeceği gözetilmelidir.
Yargıtay 9. HD 14.03.2023 T. 2023/131 E. ve 2023/3908 K. sayılı ilam
Özet: Arabulucu tarafından davacı taraf usulüne uygun görüşmelere davet edilmeden ve yüz yüze iletişim sağlanmadan, arabuluculuğun hukuki sonuçları konusunda davacı tarafa bilgilendirme yapılmadan arabuluculuk son tutanağının birtakım belgelerle birlikte içeriği bilinmeden davacı tarafa imzalatıldığı, arabuluculuk sürecinin işyerinde ve Şirket yetkilisinin kontrolünde yürütüldüğü dikkate alındığında arabuluculuk sürecinin işyerinde ve işveren baskısı altında yürütüldüğünden davacının özgür iradesinden bahsedilemeyeceği, davacının iradesi sakatlandığından dolayı arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir.
Yargıtay 6. HD 06.03.2023 T. 2023/142 E. ve 2023/855 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk anlaşma belgesine dayalı ilamlı takip yapılması ve takibe konu borcun ödenememesi tek başına iflas koşullarını oluşturmayacağından iflas koşullarının oluştuğunun kabulüyle (İİK md.177/4 uyarınca) iflas kararı verilmesi doğru değildir. Zira “ilam” ile “ilam niteliğinde” belge aynı hukuki nitelikte değildir.
Yargıtay 9. HD 20.02.2023 T. 2023/748 E. ve 2023/2460 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk giderlerinin, tarafların haklılık durumuna göre paylaştırılması yerine tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 9. HD 15.02.2023 T. 2023/1822 E. ve 2023/2136 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk son tutanağında hangi alacak kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığı açıkça belirtilmediğinden dava konusu işçilik alacaklarının tamamının arabuluculuğa konu edildiği söylenemez. Dava konusu alacaklar yönünden arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 9. HD 18.01.2023 T. 2022/16066 E. ve 2023/875 K. sayılı ilam
Özet: Tarafların arabuluculuk tutanağını imzalamalarından sonra arabulucu ile görüştürülmesi bu tutanağın arabuluculuk tutanağı vasfını ortadan kaldıracağından tutanağın iptaline karar verilmesi gerekir.
2022 Yılına İlişkin Kararlar
Yargıtay 3. HD 30.11.2022 T. 2022/6968 E. ve 2022/9061 K. sayılı ilam
Özet: Taşınmaz aynına ilişkin davalar mülkiyet haklarına ilişkin olacağı gibi şahsi talep hakkı doğuran sözleşmeye dayanarak taşınmaz üzerindeki ayni hak değişikliği ortaya çıkaran bir dava da olabilir. Mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi istemi, taşınmazın aynına ilişkin olduğundan arabuluculuk dava şartına tabi değildir.
Yargıtay 11. HD 21.11.2022 T. 2021/4438 E. ve 2022/8135 K. sayılı ilam
Özet: Dava açıldıktan sonra yapılan arabuluculuk başvurusu, 6325 sayılı Kanunun 18/A. Maddesi ve TTK’nın 5/A. Maddesinde düzenlenen dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartının gerçekleştirmez.
Yargıtay 3. HD 10.11.2022 T. 2022/6323 E. ve 2022/8692 K. sayılı ilam
Özet: Tacirler arasındaki ticari nitelikteki kira sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davalarında arabuluculuk dava şartı aranır.
Yargıtay 5. HD 17.10.2022 T. 2022/7830 E. ve 2022/14067 K. sayılı ilam
Özet: Çekişmeli alacak hakkında karar veren mahkeme, konkordato projesini göz önünde bulundurarak alacağın tasdik edilen vade, tenzilat ve diğer ödeme koşullarına göre tahsil edilmesi yönünde hüküm kuracaktır. Aksi halde hem ödemeler dengesi bozulur hem de alacaklılar arasında eşitsizlik yaratılmış olur. Bu nedenle, çekişmeli alacak davası ile konkordato prosedürü arasında sıkı bir ilişki olması ve korunan menfaat nedeniyle de doktrinde de zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 9. HD 10.10.2022 T. 2022/12111 E. ve 2022/11575 K. sayılı ilam
Özet: İlam niteliğinde belge haline gelmemiş arabuluculuk anlaşma belgesi ile ilamsız icra takibi yapılabilir. İlk Derece Mahkemesince, davacının ilamsız icra yolu ile takip başlatmasında hukuki yararının olmadığı yönündeki gerekçesi hatalıdır.
Yargıtay 3. HD 04.10.2022 T. 2022/573 E. ve 2022/7275 K. sayılı ilam
Özet: Eldeki dosyada istisnai olarak görevsiz mahkeme aşamasında bu eksikliğin giderildiği ve görevli mahkeme olan tüketici mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, tekrar davacıdan 6325 sayılı Kanunun gereklerini yerine getirmesini istemek Kanunun uygulanmasındaki amacına da uygun düşmemiştir.
Yargıtay 11. HD 27.09.2022 T. 2022/4240 E. ve 2022/6367 K. sayılı ilam
Özet: Görevsizlik kararı verilen durumlarda dosya görevli mahkemeden esas numarası almadan önce dava şartı kapsamında arabuluculuğa başvurulur ve anlaşmama sonucunda düzenlenen son tutanak görevli mahkemeye sunulursa dava şartı yokluğundan dava reddedilemez.
Yargıtay 12. HD 26.09.2022 T. 2022/9143 E. ve 2022/9318 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk anlaşma belgesinin ilam niteliğinde belge olması her durumda ilamlı icra takibine konu edilebileceği anlamına gelmez. Alacağın şarta bağlandığı ve eda hükmü içermediği görülen anlaşma belgeleri ilamlı icra takibine konu edilemez.
Yargıtay 9. HD 26.09.2022 T. 2022/7742 E. ve 2022/10403 K. sayılı ilam
Özet: Yönetmelik yürürlük (02.06.2018) tarihinden sonra davacı vekili tarafından yapılan arabuluculuk başvurusunda ve 15…..2020 tarihinde düzenlenmiş “Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı”nda arabuluculuk konusu uyuşmazlıklar; işe iade, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti alacağı olarak belirtilmiştir. Son tutanakta yer almayan ve arabuluculuk görüşmelerine dâhil edilmeyen yıllık izin ücreti alacağı bakımından zorunlu dava şartı yerine getirilmediğinden, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi bu gerekçe ile hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 9. HD 15.09.2022 T. 2022/6439 E. ve 2022/9444 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra, ihtilaf konusu olan son tutanak tarihi ile hesaplamaya esas alınan dava tarihi arasında kalan talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında; bu dönem yönünden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 9. HD 30.06.2022 T. 2022/6390 E. ve 2022/8656 K. sayılı ilam
Özet: İşçi başvuru formunda alacak kalemlerini ayrı ayrı sayma yoluna gitmiş; arabuluculuk son tutanağında da faaliyete konu alacak kalemleri tek tek sayılmıştır. Son tutanakta yer almayan ancak dava konusu edilen kur farkından kaynaklı ücret alacağının arabuluculuk görüşmelerine konu edildiği ve bu alacak hakkında da anlaşmaya varılmadığının kabulü olanaklı değildir.
Yargıtay 3. HD 22.06.2022 T. 2022/4456 E. ve 2022/6115 K. sayılı ilam
Özet: Dava konusu birden fazla olan, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir.
Yargıtay 11. HD 13.06.2022 T. 2021/1101 E. ve 2022/4798 K. sayılı ilam
Özet: Talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir.
Yargıtay 3. HD 09.05.2022 T. 2022/3116 E. ve 2022/4302 K. sayılı ilam
Özet: Davacının, davalı bankaya karşı açmış olduğu tüketici kredisi ile ilgili davada, davacının tacir olmadığı ve davanın ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği açık olduğuna göre, davanın açılmasından önce ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk kapsamında arabulucuya başvurulması gerektiğinden bahsedilemez. Davanın açıldığı tarih itibariyle tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk henüz dava şartı olmadığından, bu dava öncesinde tüketici uyuşmazlıklarda arabuluculuk kapsamında da arabulucuya başvurulması gerekmemektedir.
Yargıtay 9. HD 26.04.2022 T. 2022/3398 E. ve 2022/5294 K. sayılı ilam
Özet: Arabulucunun taraflara ulaşma ve toplantıya davet etme sorumluluğunu usulünce yerine getirmeden arabuluculuk sürecini sonlandırması ihtimalinde “arabulucuya başvurulmuş olma” dava şartının gerçekleşmediği söylenemez. Aksi yöndeki bir kabulün, hak arama özgürlüğünü aşırı derecede zorlaştıracağı açıktır.
Yargıtay 9. HD 19.04.2022 T. 2022/3979 E. ve 2022/4838 K. sayılı ilam
Özet: Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendindeki yasal düzenleme, avukat ile müvekkili arasındaki vekalet ilişkisine dayanan akdi vekalet ücretinin miktarına yönelik olup arabuluculuk sonrasında açılan davadaki yargılama gideri kapsamında karşı tarafın sorumlu olacağı vekalet ücreti olarak değerlendirilemeyecek ve davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 16. maddesine göre ayrıca bir vekalet ücretine hükmedilemeyecektir.
Yargıtay 9. HD 19.04.2022 T. 2022/3791 E. ve 2022/4837 K. sayılı ilam
Özet: Taraf veya vekillerinin 7036 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi mucibince ‘arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini’ elden veya UYAP sistemi üzerinden dosyaya ibraz etmemesi halinde, bu belgelere UYAP sistemi üzerinden erişebilme imkânının olmasının sonuca etkisinin bulunamayacağı, bu durumda davanın dava şartı yokluğunda usulden reddinin gerekeceği; taraf veya vekillerinin arabuluculuk son tutanak fotokopisinin / suretinin dosyaya sunmasının yeterli olmadığı, 7036 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi mucibince bu tutanağın aslının veya onaylanmış bir örneğinin elden veya UYAP sistemi üzerinden dosya ibrazının gerektiğine karar verilmiştir.
Yargıtay 9. HD 31.03.2022 T. 2022/3560 E. ve 2022/4257 K. sayılı ilam
Özet: İşçi muaccel alacaklarını tek tek belirtmek kaydıyla ihtarname ile işvereni temerrüde düşürebilir. Söz konusu ihtarnamede alacak miktarlarının belirtilmesi gerekmez. Dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak bu bağlamda değerlendirildiğinde dava konusu ücret farkı alacağının dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında davalı işverenin arabuluculuk son tutanak tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir. Bu sonuç davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da geçerlidir.
Yargıtay 3. HD 30.03.2022 T. 2021/8174 E. ve 2022/2962 K. sayılı ilam
Özet: Tacirler arasındaki alacak – borç ilişkisinden doğan istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Yargıtay 9. HD 23.03.2022 T. 2022/3190 E. ve 2022/3984 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra ihtilaf konusu olan, son tutanak tarihi ile hesaplamaya esas alınan son tarih arasındaki talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında, bu dönem yönünden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde değildir.
Yargıtay 9. HD 21.03.2022 T. 2022/3222 E. ve 2022/3813 K. sayılı ilam
Özet: Dava dilekçesinin talep sonucu kısmında bildirilen alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk faaliyeti sırasında karşı taraftan talep edilmesi halinde, davalı tarafın arabuluculuk başvurusuna konu edilen alacaklar yönünden son tutanak tarihi itibariyle temerrüde düştüğü ve talep edilen (kıdem tazminatı dışındaki) alacaklara bu tarihten itibaren faiz uygulanabileceği kabul edilmelidir. Bu sonuç davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da geçerlidir.
Yargıtay 11. HD 17.03.2022 T. 2020/7524 E. ve 2022/2040 K. sayılı ilam
Özet: Davanın konusunun birden fazla olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise miktara tabi olmaması halinde, yani HMK 110. maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da HMK 166. maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de, Anayasamız uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu dikkate alındığında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların ticari arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir.
Yargıtay 9. HD 16.03.2022 T. 2022/649 E. ve 2022/3499 K. sayılı ilam
Özet: Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden önceki dönem için arabuluculuk anlaşmama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden “işçilik alacakları” veya “işçi – işveren uyuşmazlığı” gibi soyut ifadeler kullanılmış ise taraflar arasındaki işçilik alacaklarının tamamının arabuluculuğa konu edildiğinin kabul edilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir. Ancak başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda ise hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilemeyecektir.
Yargıtay 6. HD 14.03.2022 T. 2021/4402 E. ve 2022/1359 K. sayılı ilam
Özet: İİK’nın 308/b. maddesinde düzenlenen çekişmeli alacaklarla ilgili davanın açılmasından önce arabuluculuğa başvurulması zorunluluğu konkordato hukukunun kamusal karakteri, tüm alacaklıları ilgilendirmesi, tarafların iradeleri ile kendi aralarında yapacakları anlaşmanın konkordato alacaklıları arasında eşitsizlik yaratacak nitelikte olması, konkordatoda ödemeler dengesini bozacak olması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A. maddesi kapsamında dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa tabi değildir.
Yargıtay 6. HD 16.02.2022 T. 2021/1958 E. ve 2022/811 K. sayılı ilam
Özet: İflas davalarının kamu düzeni ile ilgili olduğu ve tarafların serbest tasarrufuna terk edilemeyeceği tartışmasızdır. Bu uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamında olmadıkları gibi genel olarak arabuluculuğa elverişli de değildirler.
Yargıtay 11. HD 11.02.2022 T. 2020/5495 E. ve 2022/1020 K. sayılı ilam
Özet: TTK’ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesi herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. TTK’ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun’un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir. Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK’nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu değildir.
Yargıtay 9. HD 09.02.2022 T. 2022/821 E. ve 2022/1540 K. sayılı ilam
Özet: Dava dilekçesinde talep konusu yapılmayan bir işçilik alacağı, dava konusu alacaklarla aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğmak şartıyla, ayrıca bu alacağa ilişkin peşin harç yatırılmak kaydıyla kısmi ıslahla talep edilebilir ise de, dava şartı arabuluculuk hükümlerinin 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, ıslaha konu edilen bir alacak kalemi hakkında arabuluculuğa başvuru şartının yerine getirilmemesi halinde söz konusu alacak talebi yönünden dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 9. HD 07.02.2022 T. 2021/12911 E. ve 2022/1387 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk anlaşma belgesinde belirtildiği üzere 21.01.2019 günü davacının işten çıkışının, 23.01.2019 günü ise tekrar işe girişinin yapılması, bu şekilde gerçekte bir fesih işlemi olmadığı halde avans niteliğinde ödemelerin kıdem ve ihbar tazminatı olarak gösterilmesi, ayrıca iş sözleşmesi sona ermediği halde kullandırılmayan yıllık izin hakkının parasal alacağa dönüştürülmesi kanuna uygun görülemez. Belirtmek gerekir ki, gerçekte bir fesih söz konusu olmadığı halde işçiye ihbar ve kıdem tazminatı adı altında bir ödemenin arabulucu önünde yapılan anlaşma ile kararlaştırılmış olması ödemenin avans niteliğini ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde iş sözleşmesi sona ermediği halde yıllık ücretli izin hakkının arabulucu anlaşma tutanağı ile paraya tahvil edilmesi de kabul edilemez. Bu nedenle arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunun tespitine karar verilmelidir. Her ne kadar davacı tarafından harca esas değer gösterilerek dava açılmış ise de dava dilekçesinin sonuç kısmında sadece arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesi talep edildiğinden dava niteliği itibariyle tespit davası olup kısmi ıslah suretiyle davanın alacak davasına dönüştürülmesi mümkün değildir. Bu nedenle davanın tespit davası olarak görülüp sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi ve davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır.
Yargıtay 9. HD 07.02.2022 T. 2022/436 E. ve 2022/1380 K. sayılı ilam
Özet: Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı öngörülmüş olup, buna göre ibraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliği değerlendirilemez. Arabulucu önünde yapılan anlaşmada ibraya ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Aksi kabulde arabulucu önünde tarafların anlaşması imkânsız hale gelir.
Yargıtay 9. HD 25.01.2022 T. 2022/4 E. ve 2022/1034 K. sayılı ilam
Özet: Dava şartı arabuluculukta oturuma mazeretsiz olarak ilk toplantıya katılmaması nedeniyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesine neden olan tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu olacağı ve bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği açıktır. Hal böyle olunca Mahkemece yargılama giderinin tamamından davalı tarafın sorumlu tutulması ve lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir.
Yargıtay 11. HD 21.01.2022 T. 2021/5340 E. ve 2022/488 K. sayılı ilam
Özet: Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 73/A maddesinin birinci fıkrası göz önüne alındığında tüketici hakem heyeti kararlarına TKHK’nın 70.maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan itirazlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.
Yargıtay 11. HD 13.01.2022 T. 2020/2160 E. ve 2022/202 K. sayılı ilam
Özet: Yabancılık unsuru bulunan arabuluculuk dosyalarında yetki kuralı incelenirken MÖHUK md. 40 uyarınca yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin uyuşmazlıklarda Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralının tayin edeceği dikkate alınarak inceleme yapılmalıdır.
2021 Yılına İlişkin Kararlar
Yargıtay 9. HD 07.12.2021 T. 2021/5860 E. ve 2021/16271 K. sayılı ilam
Özet: Davacı pasaportuna el konulması nedeniyle arabuluculuk tutanağını imzaladığı ve arabuluculuk görüşmesinin kanunun emredici kurallarına, kamu düzenine, ahlaka ve müvekkilin kişilik haklarına aykırı olduğunu iddiasında bulunduğu, buna göre davacının Türk Borçlar Kanunu 37. maddesi kapsamında korkutma sonucu arabuluculuk tutanağını imzaladığı anlaşılmaktadır. Aynı Kanunun 39. maddesinde korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez ise sözleşmeyi onamış sayılacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır. … Arabuluculuk tutanağının iptaline ilişkin iş bu dava 02.03.2020 tarihinde açılmış olup Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca arabuluculuk tutanağının iptali talebinin reddine karar verilmesi gerekli iken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yargıtay 3. HD 15.11.2021 T. 2021/3977 E. ve 2021/11400 K. sayılı ilam
Özet: Davacının, davalıya dosya masraflarına ilişkin ödeme yaptığı ve davalının aleyhine yaptığı takipten dolayı borçlu olmadığı ve mükerrer ödemenin iadesini istediği, bu anlamda borçlu olmadığına dair istemine ilişkin uyuşmazlığın, yargı organlarının niteliklerine ve sıfatlarına sahip olmayan tüketici hakem heyetince çözüme kavuşturulması mümkün değildir. Mahkemece; uyuşmazlığın İİK’nın 72 nci maddesi hükmü uyarınca genel mahkemelerde görülmesi gerektiği, tüketici hakem heyetinin bu tür uyuşmazlıklarda görevli olmadığı gerekçesiyle davacının başvurusunun dava şartı yokluğundan reddine dair verilen kararın onanmasına karar verilmesi gerekir tüketici hakem heyeti kararının iptaline karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Yargıtay 9. HD 02.11.2021 T. 2021/11105 E. ve 2021/15254 K. sayılı ilam
Özet: Somut olayda davacının bir bölümünü itirazın iptali davasına konu ettiği kıdem tazminatı alacağının kalan kısmını ‘ıslah’ yolu ile talep etmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır. Dava açılmadan önce kıdem tazminatı ile ilgili olarak arabuluculuğa başvuran davacının, ıslaha konu kısım için ayrıca bu yola başvurması zorunlu değildir. Mahkemece uyuşmazlığa konu olan alacağın kendisi yerine, davanın türüne yönelik değerlendirme yapılarak, ıslah edilen kıdem tazminatı alacağının usulden reddine karar verilmesi açıklanan ilke ve esaslara aykırıdır.
Yargıtay 9. HD 27.10.2021 T. 2021/10219 E. ve 2021/15078 K. sayılı ilam
Özet: Somut uyuşmazlıkta, tarafların zorunlu arabuluculuk kapsamında arabuluculuk faaliyetinde bulundukları ve sürecin sonunda anlaşamadıkları görülmektedir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda arabuluculuk masrafının davalının harçtan muaf olduğu gerekçesiyle hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca arabuluculuk giderinin yargılama gideri olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılama giderlerinden sorumluluk başlıklı 326. maddesinin 1. fıkrasına göre yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınması gerektiği dikkate alındığında arabuluculuk masrafının yazılı şekilde hazine üzerinde bırakılması hatalıdır.
Yargıtay 3. HD 20.10.2021 T. 2020/11908 E. ve 2021/10324 K. sayılı ilam
Özet: Dava konusu uyuşmazlık, bankacılık sözleşmesine istinaden verilen kredi kartı ve tüketici kredileri borçlarının ödenmediği gerekçesiyle yapılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin olup; tüketici işlemidir. Resmi gazetede yayımlanan 28/07/2020 tarihli 31199 sayılı Kanun 59. maddesi gereği, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulma şartı getirilmiştir. Eldeki davada, dava tarihi 12/03/2019 olduğundan, dava konusu uyuşmazlık da tüketici işlemine ilişkin olduğundan burada arabuluculuk dava şartı uygulanmaz. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece; davacı banka tarafından davalı tüketiciye karşı ödenmeyen kredi kartı ve tüketici kredisi borcundan kaynaklanan alacağın tahsili için açılan itirazın iptali davasının ticari dava olarak değerlendirilmesi ile davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi hatalı olup, esasa girilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 9. HD 13.10.2021 T. 2021/9540 E. ve 2021/14240 K. sayılı ilam
Özet: İşe iade talebiyle ilgili olarak asıl işveren ile alt işverene karşı birlikte arabulucuya başvurulması zorunludur. İşçinin sadece alt işverene karşı arabuluculuğa başvurmasına rağmen hem alt işveren hem de asıl işveren aleyhine işe iade davası açması halinde, davanın “arabuluculuk şartının 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin on beşinci fıkrasındaki usule uygun olarak gerçekleşmemesi” sebebiyle usulden reddine karar verilmelidir. Bu halde, davacının 4857 sayılı Kanunun 7036 sayılı Kanunun 11. maddesi ile değişik 20. maddesine göre kesinleşen ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabileceği hususu dikkate alındığında, kanunun açık hükmüne uygun hareket edilmesinin işçinin hak arama özgürlüğünü engelleyecek bir hukuki sonuç yaratmadığı da ifade edilmelidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, işe iade davalarında asıl işveren ile alt işveren arasında şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu ve işe iade davasında husumetin her iki işverene yöneltilmesi gerektiği yönündeki Dairemiz uygulaması halen geçerlidir.
Yargıtay 11. HD 28.09.2021 T. 2020/4471 E. ve 2021/5774 K. sayılı ilam
Özet: Menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK’ nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 9. HD 08.06.2021 T. 2021/5888 E. ve 2021/9999 K. sayılı ilam
Özet: Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiği dikkate alındığında belirtilen arabuluculuk giderinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılması gerekli iken tamamından davalının sorumlu tutulması hatalıdır.
Yargıtay 9. HD 18.03.2021 T. 2021/2740 E. ve 2021/6513 K. sayılı ilam
Özet: Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan ve İcra İflas Kanunun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası, parasal bir mahkumiyeti içeren eda davası niteliğinde alacak ya da tazminatı konu almadığından dava şartı arabuluculuğun uygulama alanı dışında kalır. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemez. Somut olayda, davacı işçi tarafından davalı işverene işi bırakmaması amacıyla … TL bedelli teminat senedi verildiği iddia edilmiş olup, açıklamalar da dikkate alındığında, işçi işveren arasındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanan menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı kabul edilmelidir. Aksi düşüncenin kabulü, kanun metninin zorlamayla da olsa genişletici bir yorumlanmasına ve davacının mahkemeye erişim hakkının önlenmesine neden olacaktır.
Yargıtay 17. HD 04.02.2021 T. 2020/3187 E. ve 2021/762 K. sayılı ilam
Özet: Somut olayda davacı vekili tarafından 28.05.2019 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde dava açılmış, yargılama devam ederken 12.07.2019 tarihinde arabulucuya başvurulmuş ve tarafların uzlaşmadığına dair 06.08.2019 tarihinde tutanak düzenlenmiştir. …… Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/539 Esas sayılı dosyasında ticaret mahkemesinin görevli olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir. Eldeki dosyada istisnai olarak görevsiz mahkeme aşamasında bu eksikliğin giderildiği ve görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işlemlerinin tamamlandığı anlaşıldığından Mahkemece esasa girilerek karar verilmesi gerekirken tekrar davacıdan arabuluculuk Yasası gerekleri “anlaşmazlık tutanağının getirilmesi” istemek Yasanın uygulamasındaki amacına da uygun düşmeyeceği, somut olayda HMK’nin 115/3. maddesinde göz önüne alındığında dava şartı yokluğundan red kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
“Kararların düzenlenmesi konusundaki katkıları nedeniyle Sayın Av. Begüm ÖZEN’e teşekkürlerimizi sunarız.”

























